Berceste (Story Version) (Part 1)

Kumsal, pencerenin ardındaki bahçeyi seyrediyordu. Bahçedeki ağaç, görüntüsüyle kendisini ne kadar da etkilediğini sonrasında öğrenecek olan Kumsal, şimdi bir hayalperestti. Bahçesindeki ağaç gibi rüzgara söz geçiremediğini ama rüzgarın ardındaki durgunluğu iliklerine kadar hissedebildiği bir gücü olduğunu hayal etti. Bunu hissetmek keyif vericiydi lakin uykusu çok gelmişti. Koltuktan kalktı ve anne ile babasına iyi geceler öpücüğü verip odasına gitti. Odasının camını perde ile örteceği vakit dışarıda gördüğü şey dikkatini çekti. Evinin karşısındaki Denkel ailesinin ağaca yaslanan güzel ama çok yaşlı evinin kapısında duran bir adam gördü. Beyaz saçlarla doldurulmayan tek yer olan kafasının ortası uzaktan bile belli oluyordu. Bu yaşlı adam öylesine üzgün ve öylesine de heyecanlı gözüküyordu ki yapacağı herhangi bir şey tahmin edilemez gibiydi. Yavaş bir adımla kapıya yaklaştı ama sanki bu adımından emin değilmiş gibi geriye bir adım attı. Sonrasında elleri ile yüzünü kapatıp derin nefes aldı. Bu hareketi ona cesaret vermiş gibi elini havaya kaldırıp kapıyı tıkladı. ”Işıkları falan da yanmıyor. Hem bu adam bu evde hiç kimsenin yaşadığını bilmiyor mu? . Tuhaf. O zaman yanlış kapıyı çalmıştır. Peki ya neden bu eve baktığında anılarını hatırlamış gibi gözüküyor?” diye aklında kara kara düşünüyordu. O sırada da yaşlı adam kapının açılmayacağını anladı ve asık yüzü biraz daha asıldı. Geriye dönerken karşı evin camında kendisini izleyen bir kız gördü. Kumsal daldığı yerden çıkarken adamın ona baktığını gördü. Yüzünün bir alev topu olduğunu hissederken hızlıca perdeyle camı örttü. Adam, kızın bu endişeli davranışının yapıtının bir utanç duygusu olduğunu anlayınca gülümsedi ve buradan gitti. Kumsal ise üzerinde bırakılan suçluluk ve utanç duygusuyla kendini yatağına attı. Hala demin yaşanan olayı düşünüyordu ta ki annesi odasının kapısını tıklarken. Annesi içeri girdi ve ”Kumsal, ışığın neden hala açık bakalım?. Hadi iyi geceler.” diyerek ışığı kapattı. Kapının diğer tarafındaki ışıkta kapı kapanırken gitti ve Kumsal’ın da gözleri yavaşça kapandı.

©2021 Buse Çolakoğlu

İntikam Kralı

Kısa sözler, uzun yollar inşa edebilir,
Sen sadece çıkmaz yollara girmessen.
Uçurumlar cesaretli gözükebilir,
Önemli olan rüzgardan güçlü olabilmen.

Ermişlerin nasihatları,
Kıyamet alametleri.
Aklımın suçlusu olmadan
Geriye alabilir miyim zamanı?

Zaman, masum bakışları görmeyen bir cani,
Tüm amaçlar zamana yoldaş olunca.
Öyleyse nereye gidebilir deniz fenerleri,
Yelkenlerin gözleri olursa?

Anıların içine yer edinmiş kötülükler.
Geleceğin pişmanlığı olan iyilikler.
Hala aklımda yitirmediğim dostlarımı,
İyilikle sarılmış kötülüklerde bulmuşlar.

Muhteşem, kusursuz ama inanılmaz.
Ruhum bana aşkı yaşatıyor.
Son noktamı virgüle çeviren bir sihirbaz.
Ruhum şimdi bana onu bağışlıyor.

Mükemmel günler, her geçen yarınlar oluverir.
Peter'in eline kutsal harfli mektuplar geçer.
Bileklerimi gümüş boncukları ile sararken
Tüm saçmalıklarıma pırlanta gülümsemeleriyle cevap verir.

Kırk dokuz ve ben hala banktayım.
Hala bana verdiğin güllerin dökülen yapraklarını arıyorum.
Hala senin soktuğun giriftteki kayboluşunu izliyorum.
Kırk dokuz, oysa sen İntikam Kralını arıyorsun.

Aşklar, kimsesizler mezarlığında.
Topraklar, tüm duygulara aşina.
Bir gün hepsini unutacağım
Küçük oynamayı bildiğim zamanlarda.

Yanlışlar, yolumu doğruladıklarında
Karanlık zirveler tüm şöhretini kaybetti.
Yalanların iyileştirdiğini gördüğümde
İnsanlar yalanları örttü.

Hüzünlü ve büyük,
O gün işte bugündür.
Bedenim ağır bir yük
Ama şimdi senin topraklarına gömülüdür.

Kısa sözler uzun yollar inşa edebilir,
Yolun çıkmaz yollara saptığında bile ipin ucunu fark edersen.
Uçurumlar mahcup olabilir,
Söz konusu güç olduğunda bile bıçaklara yolunu gösterirsen.

31/12/2021 ~ 08/02/2021
©2021 Buse Çolakoğlu

Bizim Hikayemiz

Ölümler, kalpte içe atılan gözyaşlarını akıtırlar
Ve sana merhameti hatırlatacaklar.

Tüm medyumlar, benim büyümü bozamayacak haldeler
Ve sana benim kim olduğumu iletecekler.

Yargılar, ilk katlandığı şekli alırlar
Ama unutma ki birden fazla katlanırlar.

Ay'ın senin yüzüne yansıttığı gülümsemeler,
Sana mutluluğu verecekler.

Ayakların kutsal nehirlere doğru yol alıyorlar
Ve sana aşkın bir cesareti olduğunu gösteriyorlar.

Hatıralar anımsanmayacak kadar görünmezler
Ama hala benim gözümde tütecekler.

Kalplerimiz, vücutlarımızda söylenen tüm sözleri pompalayacaklar
Ve sana fedakarlıkların kaybettirdiklerini gösteriyor olacaklar.

Savaşlar, içinde her zaman büyüyen gücü sergileyecekler
Ve sana tekrardan neyi düşündürecekler?

Egemenliğine cennetten gelen en özel açelyalar,
Kimler göklerin dinletisini duyar olacaklar?

13/04/2021
©2021 Buse Çolakoğlu

Saklama

Ağladıktan sonra mutluluğumun yedi rengini çıkaran gökte uçuyorum
Bakışlarımın yakalandığı zaman.
Laubali davranışlarını benden saklama.
Sevgi sıcak sözlerinin döküldüğü dudaklarının,
Birden nefret gibi soğumasını istemiyorum.

Senin dünyanın yeni yerlisi, eski sayfaları yırtıyor.
Çünkü artık yeni zamandı, beni kabullendiğin zaman.
Acını, acıyı sana veren benden saklama.
Sevdiklerimin yüz karası olmanın,
Bendeki anlamını unutamıyorum.

Kabuslarımı yaşatıyorum
Artık düşlerimi bekleyemediğim zaman.
Ellerinin çekimini benden saklama.
Benim için sarf ettiğin tüm tipik kelimelerin,
Benim halem olmuş, etrafımda döndürüyorum.

Üzgünlüğümü sana belli edemiyorum
Komedyenler, ciddi olamaz denildiği zaman.
Diyeceklerini benden saklama.
''Gidiş, bu gidiş'' denmesinin,
Benim en büyük korkumu oluşturduğunu bilmiyorsun.

Sahneler, perdelerle kapanmaz oluyor
Ay gibi güzeli gördüğüm zaman.
Artık beni sevdiğini benden saklama.
Mutluluğun getirdiği bağlılığın,
Acıların da getireceğini bilmiyordum.

23/08/2021
Foto: ©2021 Buse Çolakoğlu
©2021 Buse Çolakoğlu

Alelekser

Okyanusların bir şeyler bildiğini,
Tüm bize esen rüzgarların şahitliğini
Ve bir tek senin bir şey bilip bilmediğini,
Bir tek ben biliyor olacağım.

Buranın bana bakan en güzel yer olduğunu,
Son görüşümün gözyaşlarıyla bakışım olacağını
Ve senin güneşe yol alan ayak izlerini
Aklımda tutuyor olacağım.

Birden gözlerinin göremez oluşunu,
Acımasızlığının, cesur zannettiğin duruşu
Ve bende duran ellerinin yok oluşunu
Artık hatırlayamaz olacağım.

Bildiklerimi,
Aklımda tuttuklarımı
Ve uğruna kaybettiğim her şeyi
Hiçbir zaman var olmamış sevgiyi görebildiğimde anlayacağım.

06/07/2021

Foto: ©2021 Buse Çolakoğlu
©2021 Buse Çolakoğlu

Şerefli Gözleri Sönen

Hayat bir buyurgandı,
Buyruğunda öttüğüm.
Hayat güruhları içinde barındırdı.
Ama hiçbir tufeyli beni geçemez.

Doğrudur, hiçbir tufeyli beni geçemedi.
Ben - böbürlü hayalleri taşan - .
Doğrudur, hiçbir tufeyli beni geçemedi.
Ben - şerefine toz bile değdirmez - .

Pişmanlık akar mı bu şerefli gözlerden?
Bana izin verme, izin verme.
Bana, sana dönmem için tekrar izin verme.
Sence, pişmanlık akar mı hiç bu şerefli gözlerden?

Geçmiş, senden tekrarı istiyorsa
Bil ki, sende benim gözlerimin kadrajından hiç çıkmadın.
Ama şerefli, aşkı kabul etmezdi.
Ben - şerefli gözleri sönen - .

Keşke ağzım dikilmiş olabilseydi.
Duygularım sessiz olmayı bilemedi.
Kollarımı, ağlayanlara sarılmak için sattım.
Ben - kaybettikten sonra anlayabilen - .

16/08/2021 ~ 18/08/2021
©2021 Buse Çolakoğlu

Ekinezya

İçimdeki karanlığın soğuramadığı bir ışık keşfettim
Seçenekler sırayla dizilirken.
Lakin Kılıçların Efendisi'nin sonu kılıçlara kurban gitmektir
Çünkü seçenekler seçildikten sonra hiçlik sunarlar.

İçimdeki karanlığın soğuramadığı bir ışık keşfettim.
Benzimin kül gibi olduğunu hissettim.
Zira Kılıçların Efendisi kendi öfkesini besledi.
Ebediyen, içimde büyüyecek olan ızdırap gibi yanacaktım.

İçimdeki karanlığın soğuramadığı bir ışık keşfettim.
Senden binlerce kez özür dilerim.
Ekinezya gibi kal sevgilim.
''Delicesine sevgimi ayaklar altına aldırmayacağım.''

Cennette parıldayan,
Gözlerimi kamaştıran.
Eğer beni hala hayallerinde yaşıyorsan
Tüm sebebi elini benimkiyle birleştirmemendeki çekingenliğindir.
~ 01/04/2021

Foto: ©2021 Buse Çolakoğlu
©2021 Buse Çolakoğlu

Leon Gibi Sevmek

Demirden bile daha sert olan aklımın kayıp anahtarını, benim berceste kalbimde buldum.
Peki ya şimdi söyle bana, beni leon gibi sevebilir misin?
''Senin bu ışığın, aynı kendisi gibi karanlığı göğe ermiş bir gökdeleni bile aydınlatabilir.''
Altından yıldız, bulutlarla yolculuk etmeye başlamadan söyle bana, beni leon gibi sevebilir misin?

Romen halkının haçlı kasabasında, etrafı kara lavinialarla dolu bir şatoda bulundurdun beni.
Ev sahibi -Kılıçların Efendisi- hep beyaz laleler ile kalmasını dilerdi oysa ki.
Bu perestişinde olduğun ülke, koca bir girifte doğru sürüklüyor seni.
Neyse ki tam zamanında yetiştirdim bu güzel altın kadehini.

Anladım ki, bana ilk göründüğünden beri gizemli bir büyünün etkisi altındayım.
Peki ya şimdi söyle bana, beni leon gibi sevebilir misin?
Benim sana karşı ördüğüm tüm bu çatlak duvarları, gözümü açıp kapayana kadar yok etmiştin.
Altından yıldız, bulutlarla yolculuk etmeye başlamadan söyle bana, beni leon gibi sevebilir misin?

Kalmak her gün bir kabusa uyanmak, gitmek ise peşinden koca bir kuş sürüsünün geldiğini görmek gibi.
Bu cehennemin iyisini aradım sanki.
Bütün bu meyusluğun içinde sana çok kez sormak istediğim soruyu tekrar sormak istiyorum ki O dedi:
''Bu etrafımızı saran sisler altında güvende olacağız.''

Umduğun gibi, mahşerin midillileri olmadan kalbim ile çağırıyorum seni.
O zaman söyle bana, beni leon gibi sevebilir misin?
Senin için bu dağlardaki tüm hayata veda etmiş anemonları, beyaz karanfil olarak yaşamlarına devam ettireceğim.
Altından yıldız, bulutlarla yolculuk etmeye başlamadan söyle bana, beni leon gibi sevebilir misin?

Lavlar kadar sıcak alevler senin içinde saklanırken nasıl da bu kadar soğuksundur bana?
''Her geçen gün daha fazla iptila oluyorum sana.''
Mizantropi dostun bizi bu çıkmaza tekmeleyerek sokmuştu.
Benim tek bildiğim aklımın vaveylalarla dolu olduğuydu.

Ancak bunu sana burada itiraf etmeliyim ki,
Seni şimdiye kadar leon gibi sevdim, sonsuza kadar da leon gibi seveceğim.
Ben abislere kadar düştüm ama göklere kadar da ermiştim.
Sadece yüreğinle konuşmayı öğrenebilidiğinde cevap verebilirsin.
Altından yıldız, bulutlarla yolculuk etmeye başlamadan söyle bana, beni leon gibi sevebilecek misin?

~ 21/11/2020
©2020 Buse Çolakoğlu

Berceste (Poem Version)

Bercete, gün ışığı hep seninle midir böyle?
Hele o ağaca sarılan eviniz, aynı senin gibi berceste.
Kapılar ardında kalan düşüncelerine sessizlik verildi.
Solmaz mı gülüşlerinin güzelliği yine de?

Birileri tarihteki intikamları kovalarken
Sen 'savaşçı' diye itham edilirken,
Sessizliği geri gönderdiğini duydum Berceste.
Sessizliğin zerafetindeki seni gördüm ben.

Karanlığın aydınlık tarafı biraz daha küçülmüş gibi.
Sen cennetten düşmüş bir melektin oysa ki.
Kalbi durmuş dünya iyileşemedi ama
Berceste, kahraman olduğunu da kimse unutmadı.

İlkleri yarattığın yere son kez bakarken
Nuh'un gemisi çoktan kalkmışken,
Dumura uğramış tüm parıltılar, sana reverans yapıyorlar.
Kabuğundan çıkabilen bir kelebeksin sen.

Gözü kan bürümüşlerin, ağza alınmayacak lafları,
Nahoş evlerine geri döner, döner geri.
Peki ya vicdan nedir, hiç bilinmez mi?
Yoksa bu topraklara daha uğramadı mı?
Antarktika'nın da ötesinde bulunur mu ki?
Berceste, gider güzel vatanından ama sadece zoraki.

09/08/2021 ~ 10/08/2021

 ©2021 Buse Çolakoğlu

KIRK SENENİN ADAMI

Bir adam tanımış olmalıyım,
Camın gölgesini titreten bir adam.
Dilediklerini gözleriyle dile getiren bir adam.
Kendi bilmediğini, kendisine öğreten bir adam.

Gülleri açtırdığı gibi soldurtur,
Tekliği hep yarıda kalır,
Sebebleri açıklanamayacak kadar toza bürünmüş,
İşte benim tanıdığım adam, böyle bir adamdır.

Bilinmezliği çözecek olsa kendini bulur.
Yaşam parıltılarının bencili, ona cehennemi soldurtur.
Oysa cehennem küllerini de yok eder.
Benim tanıdığım adam, işte bu kadar zalimdir.

Bu benim bildiğim bir adam,
Acizliği yaşarken bile gururunun bitmeyeceğini gösteren bir adam.
Aklıma girdikten sonra hiç gitmeyeceğini bildiğim bir adam.
Ve benimde aklımdan hiç ayrılmasını istemediğim bir adam.

11/06/2021 ~ 12/06/2021

 ©2021 Buse Çolakoğlu